Yasin YARAR
|
| Savrulan yaşam ve algılarımızın tekrar fıtratına döneceği demlerdir ramazan
Şimdi evrenimizi karşımıza koymanın ve hangi safın mukimi olduğumuzu görmenin vaktidir.
Görelim
İbrahim(a.s) mi Nemrut muyuz?
Musa(a.s) mı Firavun mu?
Muhammed(a.s) mı Mekke oligarşi mi? | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Yasin YARAR
|
| Gayrı kalbimizin tam ortasına taht kurmuş bir Karun’la yaşamayı yazgı kıldık kendimize de Örüp duruyoruz servet putlarını yaşamayı mümkin kılacak vicdanımızın orta yerine.Ardı sıra Geçip karşımıza Diyoruz: Hayrolsun! | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Yasin YARAR
|
| Ey rabbim! Sen zulüm etmezsin. Zulüm eden bizleriz kendimize.
Ey rabbim! Bizlere katından serinlikler bağışla.
Ey rabbim! Dilimizde tuttuğumuz alevden kelimeleri Sebep kılma imtihanımıza.
| |
|
Yazının Devamı
|
|
|
hasibe çerko
|
| Zemin kaygan. Üstünde bir kumpanya. Yürümeyi bilmeyen giremez. Sahne: Bir vadi yeryüzünde. Oyuncular: Paçavralar içinde bir filozof ve çocuklar. Seyirciler: Bir grup gösteriş düşkünü şehirli. Artemis tapınağına çekilmiş sefil görünümlü adam, çocuklarla çelik çomak oynamaktadır. Dünyayı umursamadığı sanılabilir. Seyircilerin, oyunu şölene çevirmeyi umdukları kuşku götürmeyecek kadar açık; repliklerin, alev kıvamına gelmeden savrulmaması zorunludur. | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
hasibe çerko
|
| Kuşlar, hışımla dağıldı yeryüzüne. Sonsuz uzaklıkların çığlığı oldular ve seslerinden aktı cennetin ırmakları. Bulanık hayaller dünyasının müdavimleri ilahi nuru ararken kanatlarını ödünç aldı onlardan. Uçma kabiliyetinin kanatlarda olmadığını görüp de şaşıranlar öfke atına bindikten sonra ufku göremeden yitti. Cehennemin göğüsten fışkırması oldu umutsuzluk, alışılmadık bir çağıltıyla yolunu kesti şaşıranların.
| |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Yasin YARAR
|
| Korkularımızın arsızca doğurduğu iğdiş edil(en)miş düşünceler, hakikat olduğumuzu önceleyen bilgiyi uzak kıldı bizden. Şimdi Yerin derinliklerinden, göğün tavanından çekip çıkardığımız derinsizlik aynalarında biteviye bahaneler arıyoruz.
| |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Yasin YARAR
|
| Yüzünü kör testerelerle yırtmanın, o sancılı yerden devrimler devşiren cümleler kurmanın, arkaik aynalar parlaklığında makyajlar döşenmenin hastalıklı halidir alışmak. Acıdır Bedene kan kusturan Ve acıtır, kanatır değdiği her zemini Böyleyken sıradanlaşır acı çekmek, alışkanlığa yüzünü döndüğünde
| |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Yasin YARAR
|
| Kan/ayan bir ülkenin içimdeki kristal kaleleri tuzla buz ettiği yazıklığın kaygan yamacındayım.
Düşlediğimiz ve düş kıldığımız gerçekliğin aynaları, yüzümüzün sahtelik kokan çıplaklığını ayan edip, savuşturulması bir mucizenin en uzak yamacına gebe darbeler...
| |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Yasin YARAR
|
| Davetlisin !
Bilincindeysen anlamına ihanet ettiğin her sözcüğün bedenine saplanacak kurşun yarası olduğunun,
Tekil susmaların ateşe atılmak olduğunun,
Çoğul olmaların hüzün kokan coğrafyasının en salim yöre olduğunu… Bilirsin!
| |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Hakkı AYDOĞAN
|
| Yalnızsın ve buradasın. Neden yalnızsın bilmiyorum. Neden buradasın, onu da bilmiyorum. Ama karnımı seninle doyurmak zorunda olduğumu biliyorum Doğa bunu emrediyor bana. Yalnız ve güçsüzse onunla beslenebilirsin… | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Hakkı AYDOĞAN
|
| | Bir film karesinden alınan yandaki görüntü çoğunuza aşina gelir sanırım. “Kuzuların Sessizliği”. Kahramanımız Hannıbal LECTER. Hikâyeyi bilirsiniz. Bir seri katil olan LECTER, kurbanlarının etinden bir parça yer. | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
|