Prof. Dr. Mevlüt UYANIK |  | Ramazan’ın himmeti, rahmeti ve bereketi olmasaydı, maddi ve manevi anlamda bu kadar sıcak siyasal ortam insanımızı patlama noktasına getirirdi diye düşünüyorum. Niçin mi? Çünkü iftar sonrası her sohbetin konusu referandum etrafında şekilleniyor. Anayasa’nın 16 kez değiştirildiği unutulmuş, bütün eksikliklerine rağmen daha demokratik ve hukuk ülkesi olmamız yönündeki bir değişiklik... | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Tarık RAMAZAN |  | Kur’ân’ın ve Sünnet’in (el-ehâdîs) canlı ve canlandırılmış yorumuna ulaşmak için dar görüşlü okumaları şerhleri aşma fikri yeni değildir. XII. asırda âlim Ebû Hâmid el-Gazzâlî’den, XIV. asırda hayatının büyük bir bölümünü hapishanelerde geçiren İbn Teymiyye’ye kadar birçok âlim, gereksiz ve köhneleşmiş ekol tartışmalarını aşmaya çağrıda bulunmuşlardır; bir yenilenmenin lüzumu ve bir ıslahâtın kaçınılmazlığı fikri, bir sancı hâlinde vardı ve İslâm âleminde vuku bulan olaylara göre de gelişmekteydi. | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
John L. ESPOSİTO |  | İslam dünyası Kuzey Afrika’dan Güneydoğu Asya’ya uzanır. Çoğunluğu Müslüman kırk üç ülkeye ek olarak, Müslümanlar bir diğer yirmi ülkede de önemli bir azınlık oluştururlar. 800 milyondan fazla Müslüman, dünya nüfusunun yaklaşık beşte biri demektir. Bugün, Müslüman dünyanın boyutları, coğrafi yayılımı ve siyasal dengesinin –Batı dünyası için gittikçe artan önemiyle bir dünya ekonomik gücü olarak çıkışı... | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
J. Obert VOLL
|  | İslam; 1970’lerde Asya’nın büyük Müslüman devletlerinde giderek önemi artan bir faktör haline gelmeye başlamıştı. Müslümanların çoğunlukta olduğu bu tür ülkelerde –Türkiye, Pakistan, Bangladeş ve Endonezya gibi- devam eden modernleşmeci uyarlamacılık başat unsurdu, fakat İslami sembollerin ve meselelerin özgünlüğüne de büyük önem veriliyordu...
| |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Fawaz A. GERGES |  | Büyük Fransız düşünürü Maxime Rodinson, Hristiyan Batı dünyasının, gerçek bir sorun olarak görmeye başlamasından çok uzun bir süre önce dahi, İslâm âlemini kendisi için zımnen tehlike olarak algıladığını söyler.1 Buna olumlu karşılık veren bir başka düşünür Albert Hourani, Hristiyan Avrupa’nın, daha ilk ortaya çıktığı günden bu yana İslâm dinini kendisi için sorun olarak gördüğünü ifade eder. İslam’a biraz korku ve biraz da hayret karışımı bir gözle bakan Hristiyanlar, doğru ve hak nebî olarak Muhammed’e veya ona indirilen vahyin asâletine inanamadılar. | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Hava ÖZER |  | Cahiliye döneminde kadın toplumsal hayatta sürekli ikinci plana atılmış ve babasının ya da kocasının bir mülkü sayılmıştır. Bu sebeple öldürülmüş, yakılmış, diri diri toprağa gömülmüş ya da köle gibi kullanılmıştır. Bu anlayışların olduğu ortamda İslam dini gelmiş ve kadına elinden alınmış hakları geri vermiştir. Artık kız çocukları diri diri toprağa gömülmeyecek, köle gibi kullanılmayacaktır. | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Prof. Dr. Mevlüt UYANIK
| | | | Gazze ablukasındaki insanlara yardım götüren gemilere yapılan saldırı, öncelikle bölgeyi, oradan da dünyayı, yani kısacası insanlığı ateş altına alan bir süreci tetiklemiş gibi gözüküyor. Bu hususu değerlendirirken ortaya katılan kavramlardan biri de “müspet hareket” kavramıdır. Bu bağlamda sosyo-politik bir tutum ve davranışın yönlendirilmesinde... | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Prof. Dr. İlhami GÜLER
|  | 11 Eylül saldırısından sonra, ABD ve Avrupa medyasının bir kısmında, bu saldırıyı doğuran sebeplerin üzerine soğukkanlı bir şekilde düşünmeden, kendilerine yönelik herhangi bir özeleştiriyi akıllarına getirmeksizin, faillerin Müslüman olmasından dolayı, Kur’an ve Hz.Muhammed hakkında Hz.İsa ve İnciller ile mukayese ederek birincilerin şiddet içermesi münasebetiyle bir İslam aleyhtarlığı kampanyası başlatıldığı bilinmektedir (İslamofobia).
| |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Prof. Dr. Mevlüt UYANIK
|  | Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçunun da katılımıyla düzenlenen konferans, ülkemizin eğitim ve öğretimi açısından oldukça önemliydi.
Protokol konuşmasında Milli Eğitim Eski Bakanı, YÖK eski başkanı halen de TBMM Milli Eğitim Komisyon Başkanı olan Prof. Dr. Mehmet Sağlam bunu net bir şekilde açıkladı. | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
| Afşin SELİM |  | Doğuş anından itibaren tabiatın kanunlarıyla yüzleşen insanın, direnerek varoluşu, hayata tutunma hissinden kaynaklanan bir hâl beyanıdır. İnsan, hâl üzere yaşar. Tabiat karşısında “cılız” bir varlık olarak arzı endam eden insanın kötü bir “efendi” olması pekâlâ mümkündür zamanla… Dolayısıyla “egemen”liğini ilan eden insanın bir müddet evvelki tutunma hissi, yerini başka bir doluluğa bırakır: İnsan zanneder ki, Köle İzaura’larla örülüdür etrafı... Bu minval üzere, zihinlere sinmiş olan lanetlenmiş izm’ler, şiddeti doğallaştırmıştır modern dünyada.
| |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Prof. Dr. Şaban Ali DÜZGÜN
|  | 1.Şehre/Medeniyete Giden Yol:İslam Öncesi Dinsel Geleneklerin Eleştirisi
Metinde din terimini, Doğu Dinleri olarak tasnif edilen Hinduizm, Budizm, Taoizm ve Batı Dinleri olarak kabul edilen Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam (İbrahimi dinler) arasında bir ayrım yapmadan, Kur’an’ın Şûra 42: 13’de işaret ettiği anlamda kullanıyorum. İlgili ayette Nuh’a, İbrahim’e, Musa’ya, İsa’ya ve Hz. Muhammed’e yeryüzünde ‘ed-din’i hakim kılmaları emredilmektedir. | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Prof. Dr. Mevlüt UYANIK
|
| | Kutlu olsun; çünkü felsefe, bilgiyi ve bilgiliği sevmektir. Madem, Pytagoras, Sophia’nın; yani bilgeliğin , eksiksiz ve mükemel bir varlık olan Tanrı’ya özgü olduğunu, dolayısıyla nsanın buna erişemeyeceğini, ancak bu bilgelik peşinde olabileceğini... | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Prof. Dr. Ahmet KELEŞ
|  | 1.Giriş
“Türkiye dindarlığı” kavramı, dindarlık sözcüğünün anlam alanı belirlemek açından, kültürel bir çevreyi ifade ettiği halde, zaman/tarih yönüyle bir işaret taşımamaktadır. Bu nedenle, öncelikle üzerinde duracağımız ‘dindarlık’1 olgusunun, Türkiye Cumhuriyeti’ nin kuruluşundan itibaren girilen tarihî süreçle sınırlı tutulduğunu belirtmeyiz. | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Prof. Dr. Mevlüt UYANIK |  | | Medeniyetler İttifakı 21. yüzyılın barış projesi olarak 2005 yılında bir Birleşmiş Milletler projesi olarak başlatılmış olup medeniyetler arasında çatışmaların önlenmesi, gerginliklerin azaltılması, diyalog ve işbirliğinin arttırılmasına yönelik çalışmalar yapmayı hedefler. | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Prof. Dr. Mevlüt UYANIK
|  | “İslam’ın teşekkül devrinin büyük mütefekkirlerinden” birisi olan Ebu Hanife Numan b. Sabit b. Zuta b. Mah (ö.150/767).yani günlük hayatımızı önemli ölçüde fikirlerine dikkat ederek yaşamaya çalıştığımız fıkıh imamımızın siyasi duruşuna dair çok fazla çalışma olmaması tuhaf değil mi? Nitekim son günlerde bu boşluğu gideren kitaplar ve müzakereler yoğunlaşmaya başlamıştır. Biz de bu çerçevede, Ebu Hanife’nin siyasi tutumunu siyaset felsefesi açısından...
| |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Prof. Dr. Mevlüt UYANIK
|  | | Ötekiliğin inşa edilmesi yoluyla kimliğe özgüveninin kazandırılması Augustinus’tan bu yana yapılmakta ve bu kimliğin mantığı içinde yer etmiş olan bir gereklilik olarak görülmektedir. Üstelik, teist, ateist ve politeistler tarafından aynı taktiğin izlenmesi çok ilginçtir. Burada gözden kaçan etik paradoksa gelince, hegemonik kimlik talepleri, kendini üstün görmeyi içerdiği için her zaman zaten etik eğilimlerle dolu olmasıdır. | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Prof. Dr. Mevlüt UYANIK
|  | | Son dönemdeki açılım tartışmaları aslında sorunun varoluşsal yapısını göstermesi açısında önemli? Yani millet, ekonomik krizi, buğday fiyatlarıyla kavrulan Anadolu insanını, yaklaşan Ramazan ve okul dönemiyle artacak masraflarını nasıl karşılayacağını unuttu ve bu açılımlar nereye kadar uzanacak, ülkenin varoluşşal bütünlüğü ne olacak sorularına yoğunlaştı. | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Afşin SELİM
|
| Edinilen herhangi bir ideoloji, şartlara göre, bazen reaksiyoner, bazen de aksiyoner olmak kaydıyla şekillendirir insanı. İdeoloji dediğimiz şey, kimisi için sadece bir vasıta iken, kimisi için gayenin ta kendisidir.Gayesi olan insan mutlaka bir sisteme muhtaçtır. Sistem gayeye götürür! Fakat burada dikkat edilmesi gereken husus, vasıtaların gayeye dönüşüyor olmasıdır. | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Prof. Dr. Alparslan AÇIKGENÇ
|  | | İnsanı bir organizma olarak ele aldığımızda görüyoruz ki her insan, hayatı boyunca bebeklik, çocukluk, gençlik ve olgunluk devreleri gibi bazı bedenî ve akli aşamalardan geçmektedir. Akli gelişmesini tamamlamış olan kimse elbette ki ahlak, bilim, din ve felsefe gibi soyut konuları daha iyi anlama imkânına sahiptir. | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Mahmut Celal ÖZMEN
|
| Bu günlerde toplumsal ve siyasal atmosfer “Kürt sorunu” ve “bölücü terör” gibi söylemlerle ısıtılıyor yeniden… Terör, güneydoğu, PKK, Kürt sorunu ve bölücülük... Elbet buna bir de yükselen milliyetçiliği ve durumdan faydalanmak isteyen salt siyasi çıkarcılıkları da eklemek gerekiyor. PKK terör örgütü son aylar içinde otuzdan fazla Türk askerini öldürdü…
| |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Prof. Dr. Mevlüt UYANIK
|  | | Eğitim öğretim yılının verdiği yorgunluğun basık yaz sıcağıyla bıkkınlığa dönüştüğü Çarşamba (24/6/09) günü internette, iç siyasette gittikçe insanın içini karartan gelişmeler; Kerkük’te patlayan bomba ve yetmişe yakın Türkmen’in vefatı, İran seçimleri sonrasında Azeri lider Musevi önderliğinde direniş hareketleri, Afganistan-Pakistan hattındaki karmaşa ve Dış işleri Bakanımızın oradan dönüşü; ilk defa bir Türk Cumhurbaşkanının Çin’in yaklaşık1/6 oluşturan Uygur Özerk bölgesini ve başkent Urumci’yi... | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
| Muhammed bin el-Muhtar eş-ŞANKITİ |  | Mantıkçılar “asıl” kavramını şöyle tanımlarlar; aşikâr bir şeyi açıklamak sorunu/problemi artırır. Ancak değerlerin değişiminde ve denge unsurlarının kırılma anlarında bilinenin tanımlanmasına ve aşikâr olanın açıklanmasına ihtiyaç duyulur. Bugün Arapların ve Müslümanların gerçeğinde İsrail’in düşman, Amerika’nın da bu düşmanın destekçisi olduğundan daha net bir şey yoktur.
| |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Prof. Dr. İlhami GÜLER
|  | | Tanrı, kutsal, din, kilise, şeriat, devlet, toplum, kral, baba vs. gibi dini veya dindışı otoriteler, tarih boyunca ve günümüzde insanlığın özgürlüğünü onun lehine veya aleyhine kısıtlamışlardır. Orta Çağda Avrupa'da Hıristiyanlık (kilise) ve krallar Tanrı, din, kutsallık, devlet ve toplum adına insanların özgürlüğünü gasp etmişlerdi. | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Prof. Dr. Mevlüt UYANIK
|  | | 6-7 Nisan 2009 Medeniyetler İttifakı II. Forumuna dair şu karşı soruyu hatırlamak gerekir: ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesine mi yedekleniyoruz? Öncelikle ABD ve İsrail’in bu projeye destek vermediğini hatta Suudi Arabistan merkezli alternatif arayışlar ve platformlar oluşturma çabasında olduğunu ve Obama’nın İstanbul’da kokteyle katıldığını hatırlamak .... | |
|
Yazının Devamı
|
|
|