Yemen Arap dünyasının Afganistan’ı. En yoksul Arap ülkesi, hükümeti zayıf, halkı silahlı, çoktandır ciddi bir isyanla yüz yüze, aşiret yapısı güçlü ve dağlık bölgeleri Kaide gibi gruplar için doğal birer sığınak. Yemen’de derinleşen siyasi, sosyal ve ekonomik kriz yeni bir durum değil, fakat dünya Yemen’in farkına ancak Detroit’e giden bir uçağın havaya uçurulması girişimiyle Yemen’deki Kaide bağlantılandırıldıktan sonra vardı. Kaide’nin bölgesel kolu Noel günü bombayla yakalanan Nijeryalı öğrenci Ömer Faruk Abdüllmuttalib’i kendisinin eğitip silahlandırdığını açıkladı.
Yemen son 20 yıldır, yani 1990’da Saddam Hüseyin’in ordusunu Kuveyt’ten çıkarmak için verilen ABD öncülüğündeki savaşa destek vermeyi reddettiği için bir milyon Yemenli işçinin Suudi Arabistan tarafından sınırdışı edilmesinden bu yana giderek istikrarsız hale geliyor.
Irak’a militan ihraç ediyor
Kaide lideri Usame bin Ladin’in ailesinin bir tarafı Yemenli. Yemenliler Kaide’nin kuruluşunda rol oynadı. Irak’taki intihar bombacılarının ciddi bir kısmı oradan geliyor. Ülkelerinde baskı altında bulunan Suudi militanların kaçacağı uygun bir sığınak niteliği de taşıyor.
Müstakbel Noel bombacısının Yemen’le şahsi bağlantısı gelecek günlerde araştırılacak. Fakat Yemen’deki Kaide’nin güçlendiği ve halkı Irak’taki Amerikan işgaline ve Afganistan’a müdahaleye kuvvetle karşı çıkan bir ülkede, kendisine sempati duyulan bir ortamda faaliyet gösterdiği ortada.
Kaide’nin Yemen’deki faaliyetine dair uzun zamandır işaretler söz konusu. Bunlardan en çarpıcısı 2000 yılında patlayıcı dolu bir teknenin Aden limanındaki USS Cole uçak gemisine çarpması ve 17 Amerikalı denizciyi öldürmesiydi. Yemen başkenti Sana’daki hükümet bir süre için Kaide’nin yerel koluyla adı konmamış bir ateşkes yapmış gibi görünüyordu. Fakat ABD’nin Irak’ı işgal etmesi grubun daha militan bir liderliğe geçmesine yol açtı. Grup Sana’daki hapishaneden 23 mahkumun kaçmasıyla güçlendi; söylenenlere göre, sempati duyan Yemenli güvenlik görevlilerinin de yardımı söz konusuydu. Kaçanlar arasında Arap yarımadasındaki Kaide’nin (AYK) liderlerinden Nasır el-Vuheyşi de vardı. O zamandan beri yabancı turistlere, misyonerlere ve petrol tesislerine yönelik saldırılar artıyor. Eylül 2008’de, Sana’daki çok sıkı korunan ABD büyükelçiliğinin dışında patlayıcı dolu bir arabanın infilak etmesi sonucu 16 kişi öldü; ölenlerden altısı gayet iyi silahlanmış saldırganlardı.
2008 ilkbaharında Kaide’nin Suudi komutanları militanlarına Yemen’e gitmelerini söyledi ve Ocak 2009’da Suudi kanadıyla Yemen kanadı birleşti. Suudi Arabistan’ın en çok aranan militanlar listesindeki 85 isimden 26’sının Yemen’de olduğu söyleniyor. AYK militanları muhtemelen bundan ibaret; sayının böyle az olması, bulunup ortadan kaldırılmalarını zorlaştırıyor.
Geçen ağustosta bir intihar bombacısı Suudi terörle mücadele şefi Prens Muhammed bin Nayif’i neredeyse öldürüyordu. Geçen ay AYK ülkenin güneyinde üç üst düzey Yemenli güvenlik görevlisini, korumalarıyla birlikte öldürdü. Yemen güvenlik şefi Ali Muhammed el-Ansi, Britanya büyükelçiliği ve petrol tesislerine saldırmayı planlayan 29 Kaide üyesinin tutuklandığını söylüyor.
Washington, şüpheli Kaide sığınaklarına baskınlar yapan Yemen güçlerine sessiz sedasız askeri teçhizat, istihbarat ve eğitim sağlıyor. Yılbaşı arefesinde Yemen güçleri üst düzey militan liderlerin bir toplantısını hedef aldı ve kasımda ABD üssü Fort Hood’daki ateş açma olayından sorumlu tutulan yüzbaşının bağlantılı olduğu radikal bir din adamını muhtemelen öldürdü.
Senato İç Güvenlik Komitesi başkanı Joseph Lieberman dün ABD’nin Yemen’de artan varlığının Özel Operasyonları, Yeşil Berelileri ve istihbaratı da içerdiğini kabul etti. 2009’da Pentagon Yemen’e aleni terörle mücadele yardımı mahiyetinde 67 milyon dolar verdi; yetkililer bu meblağın 2010’da artırılmasını öneriyor.
‘Yarının savaşı olabilir’
Geçenlerde Sana’yı ziyaret eden Lieberman’a göre, Yemen’deki bir ABD yetkilisi kendisine şunu söylemişti: “Irak dünün savaşıydı. Afganistan bugünün savaşı. Eğer önceden harekete geçmezsek Yemen yarının savaşı olacak.”
Yemen hükümeti, Kaide’nin peşine düşmeye hevesli olduğunu ABD’ye göstermek için elinden geleni yapacak. Fakat bizzat kendi varlığına yönelik tehditler çok çeşitli yönlerden geliyor: Birincisi, kuzey eyaleti Sada’daki (hükümetin İran destekli olduğunu iddia ettiği) Şii mehdicilerle giriştiği iç savaş; ikincisi güneyde Yemen’in 1990’da birleşmesinin iyi sonuçlar vermemesinden duyulan rahatsızlığın ateşlediği ayrılıkçılık; ve son olarak Yemen’in gelir getiren küçük petrol sahalarının kurumasından dolayı derinleşen ekonomik kriz. Kaide’nin peşine düşmek konusundaki ABD baskısı, çok sayıda krizle başa çıkamayan bir hükümetin sırtında ilave bir yük olacak. (The Independent, 29 Aralık 2009)