Muhammed Ali CEMALZADE | 
| Mirza Hâdi Han’ın Niyâveran yakınlarındaki dutu meşhur bağında konuktuk. Dut da dut değil, şekerdi hani. Saldırdık tatlı ve sulu dutlara; doya doya yedik. Sonra şişkin midelerimizle kara ağaçların gölgesinde serin yaygılara oturduk; midelerimiz gibi kabarık yastıklara sırtımızı verdik; üstümüzdekileri atıp, altımızda beyaz pantolon pijamalarla cübbelerimize sarındık; semaverin kulağa hoş gelen cızırtısını dinleye dinleye uzandık. Şehre inmek üzere... | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Ali ŞERİATİ |  | 1-İbâdet İbâdetin, geleneksel din anlayışına sahip olanlar arasında geçerli olduğu gibi geleneksel formlar ve lafzî virdler demek olmadığını söylemeye gerek yok sanırım. İbâdetin lügavî kökü, kültürümüzdeki derinlik ve kapsamlılığı gösteriyor. "Abdu't-tarîk" ifadesi; ezilmiş, dövülmüş ve yolcuyu rahat, kolay, emin ve hızlı bir şekilde hedefe ulaştıran yol hakkında söylenir.Burada ibâdetin varlıkla ilgili bir mesele okluğunu ve aslında kendini yetiştirme... | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Raşid GANNUŞİ*
|  | Ramazan ayı, aslında 30 günlük eğitimin alındığı bir okuldur. Bu ayda kapsamlı bir şekilde takva eğitimi verilir. Öncelikle İslam ümmetinin özellikle de ihtida eden ya da akıl baliğ olan veya tövbe ederek Ramazan ayını ilk kez yaşayanların hayır, mağfiret, rahmet mevsimi ve Kur’an, hoşnutluk, ateşten korunma ayı olan Ramazan... | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Mustafa İSLAMOĞLU
|
| | Zamanı ve insanı yaratanın, vahyi indirenin, zamanı ve insanı vahiyle şereflendirenin adıyla başlarım. Zaman da, tıpkı insan gibi bir sır yumağı. Zaman yumağının içinde neyi gizlediğini ancak Allah bilir. Yaşanmış zamanın kaydını tutan, yaşanacak zamana dair hayaller kurup planlar yapan yegâne mahlûk insandır. Zaman, insan ve vahiy… Üçünün birleştiği nokta “şahitliktir”.
| |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Sezai KARAKOÇ
|  | Oruç, metafizik âleme açılan pencerelerin ortamıdır mümin için. Fizik karartıların gönül ışığıyla silinişi. Öteleri görüş ve ötelere eriş, maddi perdelerin inceltile inceltile öteyi gösterir hale getirilişi.
Oruç, yaşadığımız günlük ve gündelik hayatı adeta bir rüyaya çeviren mutluluk anahtarı. Kanatlanan gün demek oruç ayının gündüzü. Yerçekiminin etkisinin kayboluşu sanki benliğimiz ve eşyamız üzerinde. Namazla, duayla birleşince oruç, büsbütün renklenmiş ve güçlenmiş olarak bizi, fizikötesi donanımların yıldızlı harmanisine bürür. | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
| |
| Ramazan 1 Bugün evde bir acayiplik var. Herkes sessizce işine okuluna gidiyor. Annem "Zeynep hadi sana kahvaltı hazırlayalım" dedi. Kimse yemek yemiyor, su içmiyor. Ablam bile!
Ramazan 5 Önce diyet yaptıklarını sanmıştım. İzledim hepsini. Akşama doğru hepsi sessizleşiyor. Sofrayı hazırlayıp ezanı bekliyorlar. | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
| Prof. Dr. İlhami GÜLER |
| Hacca giden vatandaşlarımızın Mescid-i Haram'da namaz kılan Arapların namaz esnasında ta'dîl-i erkâna dikkat etmediklerini, namazda rahat davrandıklarını, Mushaf'ı başlarının altına koyarak camide yattıklarını görünce, döndükten sonra Türklerin Araplardan daha iyi Müslüman olduklarını
| |
|
Yazının Devamı
|
|
|
İhsan ABDÜLKUDDÜS
|  | Öldü… Öldüğünü fark etmedi kimse…
Ayakları yaşam yolunda bir iz bırakmadan göçtü gitti. Şayet yolda bir köpek ölse insanlar etrafında toplanır ve kendi aralarında fısıldaşırlar… Belki de bazılarının canı sıkılır ve Hayvan Sevenler Derneği'nin bir temsilcisini çağırırlar… Fakat talihsizliğe bakın ki, dünyada çok sayıda bulunan mahlûkattan biridir “Abdulmütecelli!” Onların sayıları köpeklerden daha fazladır… Katırlardan da… |
|
|
Yazının Devamı
|
|
|
Prof. Dr. Mevlüt UYANIK |  | Ramazan’ın himmeti, rahmeti ve bereketi olmasaydı, maddi ve manevi anlamda bu kadar sıcak siyasal ortam insanımızı patlama noktasına getirirdi diye düşünüyorum. Niçin mi? Çünkü iftar sonrası her sohbetin konusu referandum etrafında şekilleniyor. Anayasa’nın 16 kez değiştirildiği unutulmuş, bütün eksikliklerine rağmen daha demokratik ve hukuk ülkesi olmamız yönündeki bir değişiklik... | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Tarık RAMAZAN |  | Kur’ân’ın ve Sünnet’in (el-ehâdîs) canlı ve canlandırılmış yorumuna ulaşmak için dar görüşlü okumaları şerhleri aşma fikri yeni değildir. XII. asırda âlim Ebû Hâmid el-Gazzâlî’den, XIV. asırda hayatının büyük bir bölümünü hapishanelerde geçiren İbn Teymiyye’ye kadar birçok âlim, gereksiz ve köhneleşmiş ekol tartışmalarını aşmaya çağrıda bulunmuşlardır; bir yenilenmenin lüzumu ve bir ıslahâtın kaçınılmazlığı fikri, bir sancı hâlinde vardı ve İslâm âleminde vuku bulan olaylara göre de gelişmekteydi. | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
Afşan ABBASİ | | Yanıma yaklaştığında dudaklarında samimi bir tebessüm belirdi. Beni tanıyınca gözleri parlamıştı. Konuşmaya nasıl başlayacağımı bilemiyordum. Sıkıntılı bir halde ağzımdan, ‘’Kahve içmeye ne dersin?’’ cümlesi çıkıverdi. ‘’Ne diyeyim? Allah derim…’’ diye yapıştırıverdi cevabı. Sonra bir restorana gidip oturduk. | |
|
Yazının Devamı
|
|
|
John L. ESPOSİTO |  | İslam dünyası Kuzey Afrika’dan Güneydoğu Asya’ya uzanır. Çoğunluğu Müslüman kırk üç ülkeye ek olarak, Müslümanlar bir diğer yirmi ülkede de önemli bir azınlık oluştururlar. 800 milyondan fazla Müslüman, dünya nüfusunun yaklaşık beşte biri demektir. Bugün, Müslüman dünyanın boyutları, coğrafi yayılımı ve siyasal dengesinin –Batı dünyası için gittikçe artan önemiyle bir dünya ekonomik gücü olarak çıkışı... | |
|
Yazının Devamı
|
|
|